DİLE BENDEN NE DİLERSEN!
2005 sonbaharında Kalkınma Merkezi’nin Diyarbakır’ın en çok göç almış 5 yoksul mahallesinde yaptığı zorunlu göç araştırması sırasında çocuklara sorduğumuz sorulardan biri:
“Bir peri gelse ‘dile benden ne dilersen’ dese ne dilerdin” sorusuydu.
Aziziye, Gürdoğan, Benusen, Fatihpaşa ve Savaş mahallelerinde 7-14 yaş arası kız ve erkek çocukların soruya verdikleri cevaplar şunlardı:
Çocuklar okula gitsin.
Fakirler zengin olsun.
Yaşlılara bakılsın, iyileşsinler.
Zenginler de fakir olsun, fakirliği çeksinler.
Çocukları kaçırmasınlar.
Üniversite okumak.
Kötülüklerin bitmesini isterim.
Öğlen de yemek yiyebilmek
Kızları kaçırıp, öldürüyorlar, korkuyorum. Daha güvenli bir yerde yaşamak isterdim.
Küçük kardeşim çalışmasın.
O görüşmelerden hatırladığım çocukların yoğun olarak okumayı talep etmesi, bir diğeri ise kaçırılıp, öldürülmekten korkmaları ve sürekli olarak bir yerlerinin kesilerek dilenciliğe zorlanmaktan bahsetmeleriydi. O dönemler Diyarbakır, organ mafyası tarafından kaçırılıp öldürülen çocukları konuşuyordu.
Aziziye, Gürdoğan, Benusen, Fatihpaşa ve Savaş 1992-1995 arası zorunlu göçle gelen nüfusun yoğun olarak yaşadığı mahalleler. Bu mahallelerdeki nüfusun %46’sını 15 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor; mahallelerdeki her 2 çocuktan biri çalışmakta. Açlık düzeyinde bir yoksullukla karşı karşıya olan aileler istemeyerek de olsa çocuklarını insani olmayan koşullardaki işlere göndermekteler. Çocuğunu işe gönderen bir baba şöyle diyor:
Kaygıyla gönderiyoruz ama gitmeyince de dövüyoruz.
Çalışan bu çocuklar suç teşkil eden birçok olaya da karışmaktalar. Bir baba anlatıyor:
Köyden kente gelince gözlerimiz kapalıydı, çoluk çocuğu perişan ettik. Çocuklarımız hırsızlık yapıyor, çöplerde dolaşıyor, çöplerden ekmek topluyorlar. Sudan çıkmış balığa döndük.
Çocuğunu kaybeden bir anneyi dinleyelim:
Çocuğum çok hastalanmıştı. Doktora götürdüm. Doktor, çocuğun beslenemediğini; düzenli olarak süt, yumurta yedirmemi söyledi. Bunları yapamadığım gibi, yazdığı ilaçları da para bulamadığım için zamanında alamadım. Çocuğumu kaybettim. Köyde yumurtamız da, sütümüz de vardı. İhtiyaç fazlasını da satıyorduk.
Söyleyecek ve yazacak hiçbir şey kalmıyor. Durum böyleyken niye çocuklar sokakta diye sormak da anlamsızlaşıyor.
Bir peri gelse ülkeme Rozarinler, Uğur Kaymazlar, çocuklar öldürülmese, çocuklar dövülmese, çocuklar işkence görmese, çocuklar çalışmasa; yemek yese, oynasa, okula gitse…ah bir peri gelse!
Nurcan BAYSAL
Kalkınma Merkezi
30.10.2008, Diyarbakır
*Bu yazı yazılırken Kalkınma Merkezi tarafından 2006 yılında basılan “Zorunlu Göç ve Etkileri-Diyarbakır” kitabından faydalanılmıştır (www.kalkinmamerkezi.org)